Anasayfa / Yazı-Yorum / İlk Görüşte İstanbul

İlk Görüşte İstanbul

23 yıldır görmediğim yeni bir şehre gitme fırsatım doğdu, ben de gidip gördüm.

İstanbul… Tarihin ve kültürümüzün yapı taşlarının, eserlerinin buram buram koktuğu güzide şehir…

Geçtiğimiz günlerde iş seyahatim gereği iki günlük bir İstanbul ziyaretim oldu. Şimdiye kadar Başkent‘te yaşamanın ve büyümenin verdiği bir önyargıyla gittiğim şehir beklentilerimin çok da dışında değildi.

Medyamız sağolsun başka il yokmuşçasına yıllardır gözümüze soktuğu, dev markaların merkezlerinin konumlandırıldığı, Türkiye ticaretinin ve nüfusunun büyük kısmına sahip olan Türkiye Cumhuriyeti’nin gizli başkenti İstanbul bana hiçbir zaman ilgi çekici gelmedi.

Şehre girer girmez filmler ve dizilerden aşina olduğunuz yerler size bir güven katıyor. Şehrin yoğun trafiği ve kalabalığı seyahatimin ilk dakikalarında beni karşıladı. Aynı zamanda yağmura yakalanmamla birlikte havaalanından ofise geçmem bile bir buçuk saatimi aldı diyebilirim. Bu esnada dikkatimi çeken bir konu, boş taksi bulamadım!

Biraz önce de bahsettiğim gibi daha önce tecrübelemediğiniz halde size tanıdık gelen yerler ve yer isimleri kafanızı çok karıştırabiliyor. Bunun yanında şehrin iki yakası olduğu için hangi ilçe karşıda hangi ilçe bu yakada karıştırdığınızdan dolayı size her yer uzak gelebiliyor :)

İstanbul ofisimize gidip işlerin bir kısmını bitirdikten sonra mesai sonu hava kararmadan biraz gezmek istedim. Yakınlarımdan edindiğim bilgiye göre Kadıköy’e gidebilir ve Rıhtım’da çay içebilirmişim. Şehrin düzeni ve ulaşım kolaylığı -en azından sıklığı- hoşuma giden detaylar arasında. Bir de Ankara’nın aksine ‘sığır’ diye tabir ettiğimiz insanlara çok fazla rastlamadım. Genelde insanlar gidecekleri yere gitmekte ya da benim gibi şehrin tadını çıkarmaya çalışmaktaydılar. Kadıköy sahilde yer alan çay bahçesi konumu ile tek tercih durumunda. Konumuna göre fiyatları da çok fena olmayan çay bahçesinde güneşin batışı, gemilerin yolcu indirip-bindirmeleri ve hareketleri, uzaklarda gördüğünüz silüet eşliğinde çay içmek insanı gerçekten rahatlatan bir şeymiş.

istanbul-kadikoy

Burada iki üç bardak çay içtikten sonra hava kararmadan vapura bineyim de vapur yolculuğu nasıl geçiyormuş göreyim diye Kadıköy’den biraz erken kalktım. Sanırım ulaşım kartı -adı her neyse- olmayanlar Türkiye’nin genelinde olduğu gibi kart sahiplerinden daha yüksek ücretle kullanabildikleri için bu taşıtları bana da bir jeton 4 liraya mal oldu. Çok kez kullanmayacağım için kart almaya ihtiyaç duymadım.

Hava kararmaya başlamıştı ki vapur hareket etti. Özellikle açık ve en uçta olan kısmı o saatte çok soğuk oluyormuş. Biraz üşüttüyse de idare ettim. Tahminimden daha uzun süren bu yolculuk ilk kez yaşadığımdan dolayı keyifli geçti. Yaklaşık yarım saatin sonunda Eminönü iskelesinde indikten sonra balıkçılarıyla ünlü Galata Köprüsünün altındaki restoranların birinde balık yedim. Balıktan pek anlamam ama bayat olmadığını ve lezzetli olduğunu söyleyebilirim. Yalnız biraz pahalıydı; bir Çipura 32 TL olmamalı diye düşünüyorum. O manzaraya karşı nargile içmeyi çok isterdim ama hava soğuktu, bir dahaki sefere artık.

Otel merkezden biraz uzak olduğundan tramvay ile Bağcılara gitmem gerekiyordu. Bu yolculuk da tahminimce bir saatten fazla sürdü. Yani Ankara’da yere göğe sığdırılamayan metro hattımızın üç-dört katı kadar falan :)

Yoğun bir tempoyla geçen, genelinde yollarda olduğum bir gün tamamlandı.

Yeni günde hem benim geç uyanmam hem de yolun planımdan daha uzun sürmesiyle öğle saatlerinde ofise zor ulaşabildim. Tam üç saat süren bir yol :)
kaydarpasa-gari

Akşam uçağım olduğundan ofisten 17’de çıkmama rağmen ilk havataş otobüsünde yer bulamamam ve diğer otobüsü beklemem de biraz kızdırmadı değil.

Özetle; abartılan kadar bir güzelliğini göremediğim, ulaşımı ve nüfus yoğunluğu ile boğucu olan (yaz aylarını düşünemiyorum bile),  toplu taşıma seçeneklerinin fazlalığını beğendiğim, İç Anadolu insanının “sığır”lığına rastlayamayacağınız -en iyi yanlarından biri- yaşanamayacak ama 3-4 gün tatilinizi dolu dolu geçirebileceğiniz bir şehir. Taktir ettiğim diğer konu ise organize bir şehir olması. İnsanların çok sayıda seçeneği var.

Orada yaşamak ister miyim? Hayır. Tekrar gitmek ister miyim? En fazla bir hafta olmak kaydıyla evet. :)

İlgini Çekebilir

İnternetten nasıl para kazanılamaz?

Herkes nasıl kazanılabileceğini anlatıyor ben biraz tersten gideceğim.

Az bilinen 5 görülesi yer

Dünya genelinde az bilinen ve görülmesi gereken muhteşem yerleri sizin için derledim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir